Ana içeriğe geç
hey.psiko
Aile ve Bağlanma

Sevgilinle ilişkin bebeklikte mi şekillendi? Yetişkin bağlanma stilinin hikâyesi

12 Haziran 2026 · 5 dk okuma

İnternette bir test çözdün, sana “kaygılı bağlanan” dedi. Eski sevgilinde de aynı çıkmıştı, annesi gibiydi diyordun. Peki çocuklukta bir bebeğin annesine nasıl tepki verdiği, otuzlu yaşlarında bir gece kimi aradığını gerçekten belirler mi?

Bu soruyu ciddi ciddi soran ilk büyük çalışma 1987’de yapıldı.

Gazete sayfasında bir aşk anketi

Cindy Hazan ve Phillip Shaver, Rocky Mountain News adlı yerel gazeteye bir anket bastırdı: kısa bir “aşk testi”. Okurlar kendi ilişki geçmişlerini, en önemli ilişkilerinde nasıl hissettiklerini, çocukluk anılarını anlatacaktı. Bir hafta içinde 1200’ü aşkın yanıt geldi.

Araştırmacılar ilk 620 yanıtı analiz etti. Örneklem 205 erkek, 415 kadın içeriyordu; yaşlar 14 ile 82 arasındaydı, yaş ortancası 34’tü. Yani bir üniversite koridorunda kalmayan, geniş yaş aralığında bir grup.

Üç tanım, üç oran

Ankette katılımcılara çocuk bağlanma stillerinden uyarlanmış üç kısa paragraf sunuldu ve “ilişkilerinde kendini en iyi hangisi anlatıyor” diye soruldu:

  • Güvenli: Başkalarına yakınlaşmak benim için kolaydır; onlara güvenmekte ya da onların bana güvenmesinde sorun yaşamam.
  • Kaçınan: Başkalarına çok yakınlaşmak beni rahatsız eder; sevgili istediği kadar yakın olmak istediğinde gerilirim.
  • Kaygılı-ambivalan: Sevgilim beni gerçekten sevmiyor ya da yanımda kalmayacak diye sık sık endişelenirim.

Sonuçlar: yetişkinlerin yaklaşık yüzde 56’sı güvenli, yüzde 25’i kaçınan, yüzde 19’u kaygılı çıktı. Bu oranlar Ainsworth’ün bebek örneklemlerindeki dağılıma şaşırtıcı derecede yakındı. Üstelik gruplar ilişkilerini farklı anlatıyordu: güvenliler “arkadaşlık, güven, kabul” diyordu; kaçınanlar yakınlıktan rahatsızlık ve duygusal mesafe; kaygılılar takıntı, aşırı duygu, kıskançlık raporluyordu.

Bu bulguyu nasıl okumalı?

Çalışmanın güçlü yanı, yetişkin romantik ilişkiyi bağlanma çerçevesine oturtmasıydı — yani sevgiliye duyduğumuz ihtiyaç, çocukken bakım verene duyduğumuz ihtiyaçla aynı sistemden besleniyor olabilir. Zayıf yanları da var: anket gazeteye yanıt verenlerden geldiği için temsili değil; öz-bildirim, yani kişinin kendini nasıl gördüğüne dayanıyor; tek bir kerelik bir kesit.

Kurgusal bir örnek: diyelim ki Kerem, her ilişkide üçüncü ay civarı bir “boğuluyorum” hissi yaşıyor ve uzaklaşıyor. “Bende bir sorun var” yerine “benim sistemim yakınlığı tehdit gibi okuyabiliyor” demek farklı bir başlangıç olabilir. Etiketin değeri tam burada: değişmez bir kader değil, örüntüyü görmeye yarayan bir mercek.


Kaynak notu: Sayılar Hazan & Shaver’ın 1987’de Journal of Personality and Social Psychology’de yayımlanan “Romantic Love Conceptualized as an Attachment Process” makalesindendir (açık erişimli PDF bağlantısı yukarıda). Yetişkin bağlanma araştırmaları o günden bu yana yüzlerce çalışmayla genişledi; üç kategorili model bugün boyutsal (kaygı-kaçınma) modellerle birlikte kullanılıyor.

Aile ve Bağlanma

Bunlar da tanıdık gelebilir