Sürekli erteliyorsun ama tembel değilsin — peki ne oluyor?
10 Haziran 2026 · 4 dk okuma
Akşam oldu, o iş yine duruyor. Bütün gün başka her şeyi yaptın: telefonu karıştırdın, masayı topladın, hatta hiç sevmediğin bulaşığı bile yıkadın — ama o tek işe dokunmadın. Ve şimdi kendine kızıyorsun: “Ben niye böyleyim?”
Tembellik açıklaması neden yetmiyor
Tembel biri bulaşık yıkamaz. Sen tembel değilsin; gün boyu bir sürü şey yaptın, sadece o işi yapmadın. Erteleme üzerine çalışan iki araştırmacı, Fuschia Sirois ve Timothy Pychyl, 2013 tarihli derlemelerinde ertelemenin bir zaman yönetimi sorunundan çok “kısa vadeli ruh halini onarma” meselesi olduğunu öne sürüyor. Yani kaçtığımız şey çoğu zaman işin kendisi değil; o işe oturduğumuzda hissedeceğimiz şey.
Kaçtığın iş değil, his
O iş sana ne hissettiriyor? Belirsizlik (“nereden başlayacağımı bilmiyorum”), yetersizlik (“ya kötü olursa”), sıkıntı (“çok uzun sürecek”)… Erteleme tam burada devreye giriyor: işi yarına atınca o rahatsız his şimdilik susuyor. Sirois ve Pychyl’e göre kısa vadeli rahatlama o an öncelik kazanıyor; bedeli ise gelecekteki benliğin sırtına yükleniyor. Üstelik gelecekteki benliğiyle bağı zayıf olan — yarınki kendini adeta bir yabancı gibi düşünen — kişilerin daha çok erteleme eğiliminde olduğu da bulunmuş. Yarınki sen nedense hep daha enerjik, daha disiplinli biri olarak hayal ediliyor. Değil. O da sensin.
Kısır döngü: ertele, rahatla, pişman ol
İşte tuzak da bu: erteleyince gelen rahatlama gerçek. Ama kısa. Akşam olunca yerini suçluluğa bırakıyor, suçluluk işi daha da itici yapıyor ve ertesi gün kaçma isteği daha da büyüyor. Üstüne kendine kızmak da çözmüyor: Sirois’nın dört ayrı örneklemle yaptığı bir çalışmada, kendine şefkati düşük — yani kendini sertçe yargılayan — kişilerde hem ertelemenin hem stresin daha yüksek olduğu bulunmuş. Yani “kendimi biraz daha hırpalarsam yaparım” planı, planların en eskisi ve en işe yaramazı olabilir.
Peki bunu bilmek ne işe yarar?
Sorun his ise, çözüm de hisle başlıyor. “Bu işi niye yapmıyorum?” yerine “bu iş bana ne hissettiriyor?” diye sormak, kaçtığın şeyi görünür yapar. Sonrası daha mekanik: belirsiz işi küçült (“rapor yazmak” değil, “dosyayı aç ve ilk cümleyi yaz”), başlamayı bitirmekten ayır, ve erteleyip ertelemediğini değil başlayıp başlamadığını takip et. Kurgusal bir örnek: diyelim ki Defne, tezine üç haftadır başlayamıyor. “Bugün tezi yazacağım” demeyi bırakıp “bugün sadece başlığı yazacağım” dediğinde, on dakika sonra hâlâ masada oturuyor olması sürpriz değil — başlamak, çoğu zaman işin en pahalı kısmıydı.
Bunu sen de yapıyor musun?
Senin “yarın kesin yapacağım” diye diye haftalardır taşıdığın iş ne? Ve dürüst ol: kaçtığın gerçekten o iş mi, yoksa sana hissettirdiği şey mi?
Kaynak notu: Bu yazının ana dayanağı yukarıda bağlantısı verilen Sirois & Pychyl (2013) derlemesidir. Gelecekteki benlikle bağ ve erteleme ilişkisi için Zhao, Zhang & Feng (2024), Behavioral and Brain Functions; kendine şefkat, stres ve erteleme ilişkisi için Sirois (2014), Self and Identity çalışmalarına bakabilirsin. Bu bulguların bir kısmı korelasyoneldir; neden-sonuç ilişkisi kurmaz.